Therapia Garden Psikoloji


  Tel : Ataşehir Şube : 0 (541) 310 72 72
Çekmeköy Şube : 0 (538) 310 72 72

Çocuğunuz Okula Hazır mı?

Her yıl yaz tatili biterken ve Eylül ayı yaklaşırken bazı çocukları heyecan ve coşku bazı
çocukları da endişe ve gerginlik sarar. Özellikle anaokuluna veya ilkokula yeni başlayacak
öğrencileri bekleyen bir bilinmezlik söz konusudur, bu nedenle korku ve kaygı hissetmeleri
oldukça normaldir. Çocuğun okula uyum sürecini ne kadar kolay geçireceği okul
olgunluğuyla yakından ilgilidir.
Okul olgunluğu; çocuğun okuldaki kurallar sistemine ve öğrenme etkinliklerine fiziksel,
bilişsel, sosyal ve duygusal olarak hazır olması olarak tanımlanabilir. Öncelikle çocuğun yaş
düzeyine uygun dil ve bedensel gelişiminin tamamlanmış olması; görsel ve işitsel algısının,
el-göz koordinasyonunun, ince motor ve kaba motor becerilerinin yeterli düzeyde olması
gerekir. Aynı zamanda tek başına yemek yeme, giyinme, tuvalet ihtiyacını giderme ve kişisel
temizliğini sağlama gibi öz bakım becerilerine sahip olmalıdır. Kendine özgü zekâ ve kişilik
özellikleri, akranlarıyla sosyalleşme sıklığı, ailesinin eğitime karşı tutumu ve çocuğa
sundukları kitap okuma, düşünme ve tartışma, sinema, tiyatro ve çocuk atölyeleri gibi
olanaklar okul olgunluğunun gelişmesi üzerinde önemli etkenlerdir.
Ebeveynlerin çocuğa karşı tutum ve davranış biçimleri çocuğun duygusal olgunluğunu
etkiler. Aşırı koruyucu tutum çocuğun aşırı bağımlı olmasına ve özgüven eksikliği
yaşamasına; baskıcı tutum çekingen olmasına ve sürekli hata yapmaktan korkmasına; aşırı
hoşgörülü tutum ise bencil olmasına ve sınır tanımamasına sebep olabilir. Bunların her biri
çocuğun okul yaşantısında olumlu iletişim kurmada ve sosyal uyumda zorluk çekmesine yol
açabilir. Güven veren, destekleyen ve kabul eden tutumla yetiştirilen çocuk ise özgüveni
yüksek, işbirliğine açık ve duygusal açıdan dengeli olduğundan dolayı genellikle okula kolay
uyum sağlar, potansiyelini ortaya koyar ve kendisini mutlu hisseder.
Çocuğun toplumsallaşmaya ilk adımını attığı kurum olan okulda; sınıf içinde kazandığı bilgi ve
beceriler kadar sınıf dışı aktivitelerde, oyun ve spor etkinliklerinde göstereceği sosyal uyum
da önemlidir. Böylelikle ilkokula başlayan çocuk kendisini yerine getirmesi gereken birçok
beklentiyle karşı karşıya bulur. Okuma-yazma ve matematik becerilerini kazanması, gününün
büyük bölümünü evinden uzakta yeni tanıştığı akranları ve yetişkinler ile geçirmesi, uzun
süreler boyunca sırada oturarak derslere odaklanması beklenir. Okulöncesi eğitim ilkokula
uyum sürecini desteklemesine rağmen daha serbest ve oyun odaklı bir sistemdir; çocuk
ilkokula geçişle birlikte sürekli bir programı takip etmesi ve birçok kurala uyması gereken bir
sistemle karşılaşır. Çocuğun neden oyun oynamak yerine ders dinlemesi ve çalışması
gerektiğine dair farkındalığı olmaması ve motivasyon eksikliği yaşaması çok doğaldır.
Tüm bu faktörlere bağlı olarak çocuk okula uyum sağlamakta ve ailesinden ayrılmakta güçlük
çekebilir, uyum sürecinden sonra da okula gitmek istemediği dönemler olabilir. Bu
durumlarda yaşadığı sorunu anlamaya çalışmak, okul ve uzmanlar ile işbirliği kurmak gerekir.
Okula Uyumu ve Olumlu Okul Deneyimini Desteklemek için Ebeveynlere Öneriler
 Eğitim başlamadan önce çocuğunuzun okul ile ilgili tüm sorularını açıklıkla
cevaplandırın, okuluna götürüp gezdirin ve çevreyi tanıtın.

 Çocuğunuza neden okula gitmesi gerektiğini anlatın, kendi okul hayatınızdan
özendirici örnekler verin ve güzel anılarınızı paylaşın.
 Ne kadar endişeli olursanız olun ona bunu belli etmemek için çaba sarf edin çünkü
sizde kendi kaygılarının yansımasını görmesi onun haklı olduğunu doğrulayacak ve
kaygılarını daha da arttıracaktır. Sakin kalın, ona güven verin ve onu rahatlatın.
 Çocuğunuzu okula bırakırken veya servise bindirirken vedalaşmayı kısa tutun,
gözyaşlarının bunu değiştirmeyeceğini gösterin. Eğer o ağladıkça siz yanında kalmaya
devam ederseniz her ayrılmayı denediğinizde tekrar ağlamaya başlayacaktır. Bu da
sadece uyum sürecini geciktirecek ve iki taraf için de daha yıpratıcı olacaktır. Nitekim
çocuğunuzun alışma süreci ancak siz onun yanından ayrıldığınızda başlayacaktır.
 Akran ilişkilerinde önemli olan paylaşma, işbirliği yapma ve kaybetmeyi kabullenme
gibi sosyal becerilerini geliştirmek için çocuğunuzla oyun oynayarak bu alanlarda
destekleyin.
 Vakit buldukça kendisine yakın bulduğu arkadaşlarını okul dışı zamanlarda evinize
davet edin veya sosyal etkinlikler düzenleyin.
 Çocuğunuza ev ortamında yerine getirebileceği basit görevler vermeniz ona
sorumluluk bilinci kazandırması, duygusal olgunluğunu ve özgüvenini arttırması
açısından çok değerlidir. Örneğin sofrayı kurmaya ve toplamaya yardım edebilir,
odasını ve oyuncaklarını düzenleyebilir, çiçekleri sulayabilir.
 Onu ilgi alanlarında kendisini geliştirmesi ve araştırma yapması için destekleyin;
müzik, sanat veya spor alanlarında en az bir hobisi olması için teşvik edin.
 Çocuğunuzda görmek istediğiniz olumlu davranışları ona en etkili biçimde
öğretmenin yolu onları öncelikle sizin uygulamanızdır. Örneğin belli zamanlarda
televizyon ve bilgisayarı kapatarak ailece kitap okumanız çocuğunuzun kitap okuma
alışkanlığını geliştirecektir.
 Evde bir programı takip etmesi okuldaki sisteme uymasını kolaylaştıracağı için
çocuğunuzla beraber ödev, oyun ve hobilerine belli saat aralıklarını ayıracağı bir
günlük plan oluşturun. Bu planı çocuğunuz kendisi resim veya el işiyle hazırlarsa daha
çok sahiplenir ve çalışma masasının üstüne asarsa daha rahat takip eder.
 Eğer çocuğunuz okula başladıktan 2 hafta sonra hala uyum sağlayamadıysa ya da
uyum sürecini tamamladıktan sonra huzursuz ve gerginse, kendisini yalnız
hissediyorsa, ağlama veya öfke krizleri yaşıyorsa, tırnak yeme, alt ıslatma veya tik gibi
belirtiler gösteriyorsa bir uzman psikoloğa başvurmanız gerekir.

Ezgi Bozkurt

Uzman Klinik Psikolog
Çocuk ve Ergen Terapisti